Eleştirel düşüncenin kıymetini bilemedik hiç. Onun yerine tekrar tekrar üretilen çaresizliklerle oyalandık. Saf tutarak ısındık. Yalakalıkla karın doyurduk.
İktidar mücadelesinden yoksun bir edebiyat ortamının nereye varacağını sanıyorduk ki. Son zamanlarda üretildiği iddia edilen şeylerin neredeyse hiçbirinde zeka ışıltısı yok. Zeki olanların yeteneği, yeteneği olanların zekası mı yok?!
Zaten kendi debelenmesinin anlamsızlığını kendi başına anlayamayan zevattan ne beklenir ki!
Beklemeyelim ve arkalara doğru ilerleyelim.
Dergi çöplüğünde kendini buruşturup buruşturup şekilsizleştiren ama pohpohlanmaktan ziyadesiyle mutlu çalım ustalarına üzülüyorum. Üzüntüm beni küskünlüğe itiyor. İtmese ne olacak ki!.. en fazla kendi yayın evimi kurup kendi kendimi eylerim, arkamdan da atıp tutarlar ya da beni bir köşede sıkıştırıp hesabımı görürler.
Siz akıllısınız sevgili okur, bu şamata en fazla birkaç sahne daha gözünüzü boyar ve elbet uyanırsınız. Ama fazla gürültü yapmayın! Bırakın onlar kendi rüyalarında debelenmeye devam etsinler…
Geceyarısı Sineması
19 saat önce
1 yorum:
Edebiyat memurları, eskimişliklerinin primleri ile barikat kurmakla meşgul. Bu düzen böyleyken barikatı delip içeriye giremezsin. Al takke ver kilah ödüllerini karşıdan bakar seyredersin. Zeka pırıltısı, yaratıcılık. Bence ikisinden de kalmamış bu diyarda.
Yorum Gönder